Önemli
 

Rainer Maria Rilke

Paylaş
 

Rainer Maria Rilke 4 Aralık 1875 tarihinde Prag’da Alman asıllı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. O dönemde Prag hala Avusturya’nın egemenliği altındadır ve bu kentte Almanların azınlık olduğu görülür. Alman lirik şiirinin en önemli temsilcileri arasında olan Rilke’nin sahip olduğu yalnızlık duygusu ve erken gelişen dil bilincinin bununla ilgili olduğu düşünülmektedir. Babası Alman kökenli bir demiryolu memuru olan Rilke’nin annesinin Praglı zengin bir ailenin üyesi olduğu bilinmektedir.

 

 

 

 

 

Annesi çok hırslı ve kaprisli bir kadındır. Kendi özlemleri doğrultusunda oğlunu yetiştirmek istemesi Rilke’yi 6 yaşına kadar kız çocuğu gibi giydirmesine neden olur.

Rilke’nin zayıf ve ince bir ruha sahip olması annesinin de bu tutumu sebebiyle en başta annesinden olmak üzere insanlarla iletişim kuramamasına neden olmuştur. Şiirlerine bakıldığı zaman çocukluk yıllarını hem içtenlikle hem de korku çağrışımlarıyla anlatmasının en büyük sebeplerinden biri de bu durumdur. Rilke 9 yaşındayken annesiyle babası boşanır ve Rilke annesi ile Viyana’ya gider. Babası toplumda yer edinemeyen bir insan olduğu için kendisi de böyle olmak istememiştir. Bu yüzden 1886’dan sonra St Pölten’e ve Bohemya’da bulunan Maehrish Weisskirchen’de bulunan askeri okullara devam etmiştir. 1891’de de Linz Ticaret Akademisi’ne kayıt yaptırmıştır. Eğitimini bununla bitirmeyen Rainer Maria Rilke, özel dersler almış, Prag’da da edebiyat ve sanat tarihi okumuştur. Bu yıllarda ilk şiirlerinin yer aldığı “Yaşam ve Şiirler” yayınlanmıştır.

Eğitimini 1896-1899 yılları arasında Münih ve Berlin’de sürdürmüş olan Rilke, Münih’te yaşayan bir kadın şair olan Lou Andreas Salome ile tanışır. Nietzche’nin önceki yıllarda aşık olduğu bu kadın yazarın etkisi ile sanatçı kişiliği daha da gelişmiştir. Rilke’den 14 yaş büyük olan Salome çok ilginç bir kadındır. Daha önce Nietzche’yi etkisi altına alan bu kadın yaşı 50’lerine geldiği zaman bile insanları etkileyebilecek düzeyde olan bu kadının Freud’la tanıştığı da bilinmektedir. Hatta Freud bu kadını tasvir ederken onun en büyük silahının güzelliği değil, düşüncelere karşı duyarlılığı olduğunu söylemektedir. Hatta yaratıcı erkeklerle karşılaştığı zaman onların sanat yaşamlarını da büyük ölçüde değiştirebildiğini söylemektedir. Salome ile birlikte Rainer Maria Rilke, 1897’de Berlin’e, 1898’de Floransa’ya, 1 yıl sonra da Rusya’ya gitmiştir. Rusya’da Tolstoy tarafından karşılanmış ve o dönemin ünlü ressamı Pasternak ile tanışmıştır. Kremlin’de şahit olduğu Ortodoks Paskalya Yortusunun ve Rus halkının dindarlığı yazarı etkilemiştir. 2 yıl sonra Salome ile tekrar Rusya’ya gitmiş ve ülkenin güney bölümünü gezip tekrar Tolstoy’la buluşmuştur. Bu geziden sonra Rilke’nin ruh sağlığı bozulmuş ve pek çok kişi gibi Salome de kendisini terk etmiştir.

Ressam Heinrich Vogeler’in çağrısıyla Worpswede’ye yerleşen yazar 1901’de evlenir. Evliliği 1 yıl süren yazar boşandıktan kısa bir süre sonra Rodin’in yaşamını yazmak için Paris’e gider. Sonra da Rodin’in özel sekreteri olur. Paris’teki yaşamı ve Rodin’in kişiliği Rilke’nin hayatını kökünden değiştirir. Rodin üzerinde araştırma yapmak yerine onun sanatının etkisinde Paristeki yaşamını anlattığı Auguste Rodin adlı yapıtı Rainer Maria Rilke’nin düzyazı türündeki ilk önemli eseri olmuştur. Daha sonra Malte Laurids Brigge’nin Notları isimli romanını tamamlayan yazar 1 yıl boyunca Kuzey Afrika’yı dolaşır. 1912’ye gelindiği zaman Kontes Marie von Thurn und Taxis adındaki bir soylunun Trieste yakınlarında bulunan Duino Şatosuna yerleşir. Bu soylu kadınla yazar 1909’da Paris’te tanışmıştır. Kontes Marie de Salome’den sonra yazarın sanatını etkileyen en güçlü ikinci kadın olmuştur. Bu tarihten sonra yazarın yeni bir yaratıcılık süreci yaşadığı görülür. Burada Duino Ağıtları adlı eserini yazan yazar, 1. Dünya Savaşı yıllarını büyük bir çoğunlukla Münih’te geçirir.

Bir süre Viyana’da bulunan savaş arşivinde çalışmış olan yazarın 1919’da önce İsviçre’ye bundan 3 yıl sonra da Wallis Kontunun ortaçağdan kalma Muzot Şatosuna yerleşir. Burada da Orpheus’a Soneler adlı eserini kaleme alır. 1923 yılında lösemiye yakalanan yazarın sağlık durumu giderek bozulur ve 51 yaşını doldurduktan birkaç hafta sonra da 29 Aralık 1926’da Montreux yakınlarında bulunan Valmont’ta yaşamını yitirir.

Rainer Maria Rilke’nin sanatçı kişiliğine bakacak olduğumuz zaman şiirlerinin yanı sıra Alman romanının da öncüleri arasında yer aldığını görüyoruz. Malte Laurids Brigge’nin Notları adlı yapıtıyla ün kazanan yazar, kapitalist gelişmeler ve ekonomik bunalımlar ortasında sanattan uzak bir çağda yetişmiştir. Bu sebeple hem hayatıyla hem de yapıtlarıyla hayatın mekanik ve cansız bir hale gelmesine neden olan duygusuz modern çağa ve bu çağın insanların hem birbirine hem de kendisine yabancı olmasına neden olan yaşam tarzına karşı gelir. Yazarın hayatı boyunca yaşamış olduğu olayların sanatı üzerinde de değişikliklere yol açtığı görülür. İlk dönem şiirlerinde sevgilisi Salome ile gerçekleştirdiği seyahatlerin etkisi büyüktür.

Saatler Kitabı adlı eserinde dilin duygulara seslenen ses özelliklerine duyarlı bir şekilde yaklaşan yazarın bu eserinde Rusya yaşamı ve Paris yıllarının etkisi görülür. Üç bölümden oluşan kitabın uzayıp giden bir şiir havası bulunur. Bu eserin ilk bölümünde yazarın nesnelere ve dünyaya bakış açısı yüzünden oluşan bir Tanrı imgesi vardır. Bu durum diğer bölümlerde de etkisini gösterse bile ilk bölümde daha fazla hissedilir. Rilke eserinde Tanrı’yı bu dünyanın dışında değil aksine evrenin her zerresinde bulmaktadır. Art arda sıralamış olduğu imgelerde de Tanrı’nın varlığını yaşatmaya devam ettiği görülür. Kitabın ikinci baskısında eklenen 37 şiir ise Paris yaşantısının etkilerini taşır. Bu baskıya eklenen şiirlerinden Güz Günü ve Akşam adlı şiirleri, yazarın yeni bir döneme geçtiğini gösteriyor.

Rainer Maria Rilke’nin sanat hayatının ikinci döneminin en önemli iki eserinden biri olan Yeni Şiirler adlı kitabının Rodin ve Paris kentlerinin etkilerini taşıdığı görülmektedir. Bu eserinde yazarın artık Tanrı, aşk ve ölüm gibi konuları bırakıp dış dünyaya, nesnelerin dünyasına geçiş yaptığını görebiliyoruz. Özellikle Panter ve Roma Çeşmesi adlı şiirlerine baktığımız zaman yazarın nesnelerin kendisinden yola çıktığını, izlenimlerini ve kendi duygularını görmezden gelerek salt nesneyi tanımladığı görülmektedir. Yazarın eserlerinde dış dünyaya bakışının bu şekilde değişmesinin en büyük etkenin yıllarca yanında yaşamış olduğu Rodin olduğu düşünülmektedir. Rilke’nin Yeni Şiirler adlı eseri ile Alman Edebiyatında “Nesne Şiiri” denmekte olan yeni bir tür oluşturduğu görülür. Hatta bu eserde yazarın yaratımlarının plastik nesneler olmadığı yazılı nesneler olduğu görülmektedir.

Bahsi geçen şiirlerinin temelinde bulunan ve Rainer Maria Rilke’nin görmeyi öğrenmek olarak açıklamış olduğu dış dünyaya bakış ilkesinin Malte Laurids Brigge’nin Notları adlı romanı için de geçerli olduğunu görebiliyoruz. Bu romanda kişinin çevresine ve kendisine yabancı hale gelmesi, kent insanının yalnız olması ve insanın varlığını oluşturmakta olan ölüm korkusu gibi konuları yazarın geleneksel kalıpların dışına çıkarak anlattığını görebilirsiniz. Bu eserin genç bir Danimarkalı şairin Paris hayatını anlatmakta olan bir günlük biçiminde olduğunu söyleyebiliriz. Bu romanda yazarın hem Prag’daki çocukluk yıllarıyla ilgili anılarının, hem İskandinavya ve Rusya seyahatlerinin hem de onu çok derin etkileyen Paris yaşamının etkileri bulunmaktadır.

Eserleri: Roman; Malte Laurids Brigge’nin Notları (1910). Şiir Kitapları; Yaşam ve Şiirler (1894), Erken Şiirler (1902), Görüntüler Kitabı (1902), Saatler Kitabı (1905), Yeni Şiirler (1907), Duino Ağıtları (1923), Orpheus’a Soneler (1923). Deneme kitabı; Auguste Rodin (1903).

 

Bu yazı 1438 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Protranslate Ayrıcalığı ile Almanca Metin

Protranslate Ayrıcalığı ile Almanca Metin Çevirisi Yaptır Almandili ailesi merhaba… Bugün

0 122 16 Kasım 2017
Almanca saat kaç

Almanca saat kaç...

9 Eylül 2017
Almanca Dersleri Almanca Sınavlar Almanca Türkçe Çeviri Almanca Kelime Öğrenme